Search This Blog

Showing posts with label Emanetşarkı. Show all posts
Showing posts with label Emanetşarkı. Show all posts

Saturday, 6 June 2026

The Last Sermon, Okan Emanet

 


Click to listen to the song


On stage, pride-filled lies are met with thunderous applause,

With looks like artificial roses, without a cause,

Soon they will wither in the lines where peace is penned,

Forgive yourself with the mercy you to others tend.

 

From clouds of plenty, sorrow learned to fall,

A spinning wound that named itself in all…

I turned its face, yet truth refused to bend,

My heart and yours could never meet nor blend.

 

And once again, a deeper thought will fill your mind's domain;

When fate sees you surrounded by your sorrows and your pain,

You'll learn that life begins anew exactly where it ceased;

Like cold tears drifting from a movie frame, forever released.

 

Even if you do not love, keep poets by your side;

Though love’s bullet wounds you, wear it with your pride.

Though longing sets you ablaze, in old memories abide.

For every passing minute is a theft, we cannot hide.

 

Take my word for it

because it is the last sermon!!!

Friday, 17 April 2026

Şiir-sihir, Okan Emanet


 Şarkıyı dinlemek için

Yazarak yatıştırdım ruhumdaki fırtınayı,

Ayrılırken dünyadan, benden kalacak sayı:

Dokuz olsun; rüya merdiveninden kıl payı…

‘Uyusun da büyüsün’ yazgısından dolayı,

Ağzı var dili yok kader çıkmazı olayı,

Yazarak çalıştım kabullenişimdeki detayı.

 

Bir damla şiir

Ne güzel sihir…

 

Küçüktün, ‘büyükleri dinle’ dediler.

İşe başladın, ‘yaşlıları örnek al’ dediler.

Yaş kemale erdi ‘konuşma’ dediler.

Çünkü senin her zaman büyüklerin oldu.

 

Bir damla şiir

Ne güzel sihir…

 

‘Sen giderken ben geliyordum’, bir safta…

Beynin arka sokaklarında sözler, israfta…

‘Kusura bakma’ siması bir fotoğrafta…

‘Çok konuşuyorsun’ temsili derin itirafta.

 

Bir damla şiir

Ne güzel sihir…




Sunday, 4 January 2026

Dar Zamanlarda, Okan Emanet



Şarkıyı dinlemek için

Gece gündüze yakmış iken abayı,

Yıllar haftalar ile yaşarken balayı,

Yürekler tek bir an bile affetmez hatayı.

Ruhumuz dakikalar içinde kucaklarken anayı,

Kalbimizin duvarında vicdan, yaşar bu davayı.

 

Nasılsın? Diye soruyorlar…

Sinirli değil… Biri anlar da…

Şiirliyim hep, dar zamanlarda…

 

Aceleye gelmez aşk; severiz ağır aksak,

Geniş zamanlar dileriz; budur bizdeki adak.

Kaderin çizdiği tabloda yarım kalmasak,

Renklerin arasında nefes için haykırsak,

Açıktır bazı kapılar; diğerleri hep yasak.

 

Gülümsemeyi terk ettik,

Bulutsuz anlarda

Çıkıp gelsin istedik,

Hep dar zamanlarda…




Saturday, 30 August 2025

Kavgamız, Okan Emanet



Şarkıyı dinlemek için

Sevgi yerine kavga,

Doğanın boynunda pranga,

Beyin yoksunu omurga,

Nefret mühürlü damga…


Tabiat sararmış; güneşin kaşlarında sinir.

Bembeyaz yüzler; ruhunun feri sönmüş şiir.

Dümene geçen nefret; lambası aynalı sihir.

Toynaklarıyla akıl yürüten topal beygir...

Bir ümit, vicdanla saygıyı bir araya getir.


Ne uğruna kin ile örülmüş bu saplantı?

Ne için, savaşan kalplerdeki çarpıntı?

Nereye gitti akıl–baş arası bağlantı?

Neye yarar deprem misali bu sarsıntı?

Yaşanır mı ki bir an, “Barış” adlı rastlantı?




Saturday, 7 June 2025

Aşk olsun..., Okan Emanet

 


Şarkıyı dinlemek için

Yapılan her hata, birer talep…

Ruhunu açmak için bu sebep…

 

Gönülleri yılan yolundan arındıran mektep,

Ruh kalemiyle adım adım yok ettiği akrep,

Her derde devadır yüreğindeki mürekkep.

Öğrenciler hep bir arada; aynı payda…

Sınavları pek çetin; ufukta tek fayda:

“Şeytanı bile dize getirecek güçteki ermiş.”

“Aşk olsun,” selamı dillerindeki altın deyiş.

Vazgeçmek özgürlüktür der her derviş.

 

Çukurlara girip çıktılar; kalpler aşk damgalı.

Dünya nimetlerini gördüler; kumaşlar alacalı.

Günah deryasına itildiler; tövbeleri okunaklı.

Bedenleri bu âlemde; yaşamları dokunaklı.

Anadolu duası ile: “Aşk olsun onlara!”

 

Derviş, selamı ile tutuşturdu kıvılcım.

Hayat sofranıza edep sundu salkım salkım.

Gençliğinizin sefasını sansanız da tılsım,

Geçen yıllar, sanrılarla doğurur alkım.

Aşk olsun, görüp de yanmayanlara!




Monday, 26 May 2025

Farkında, Okan Emanet

 


Şarkıyı dinlemek için

Sabahın seherinde, rüzgârla çalan o şarkı;

Bir türlü duyamadım, ikilemlerdeki farkı.

Herkesin ezbere bildiği, daimî dönen çarkı

Ben göremedim, bilemedim, çözemedim.

Dediler ki: "Paranın fendi sevdayı yendi…"

Önce "fayda" dediler; farkında değildim.

Önce "kalp" dedim; geri çevirdiniz, efendim.

 

"Ne gerek var?" doyuramadığınız damak;

Unvanınız ise önde olmak, ayakta kalmak.

Bir göz kırpışında ölmeye kalsa da ramak,

Diğer âlemde de devam eder bu eğilim.

Bu sonsuz tutku neden? Ben farkında değilim.

Mahşer günü olur ya, haklı çıkarsanız eğer;

Bire bin kattıklarınız aslında gerçek değer.

 

Bakıyorum da yegâne öğüdünüz: "Düşme yere!"

Kopmasın çocuklarımız ufuktan tek bir kere!

Düşmesin gönüllerine aşk fırtınasından zerre,

Akmasın gözlerine himmet taşıyan dere!

Zamane insanı değilim ben; gelmeyecek çağım.

Sözde sonsuz mutluluk, sizin avuçlarınızda…

Ama ben farkında olmayacağım…

 

Farkında değildim…

Farkında değilim…

Farkında olmayacağım…



Saturday, 24 May 2025

İmgeler... Simgeler..., Okan Emanet

 




Şarkıyı dinlemek için


Nihayete ermeyen aşklar gibi yalnız dokuz,

Birini bulup tamamlanmaya ne yazık ki tokuz.

Artı bir deyip onda kalacak iken sonsuz,

İmgeler noksan, simgeler mutsuz!

 

Bir şeylerden yoksun yaşıyoruz; tek hakikat!

Diğer aylardan eksik kalan Şubat,

Arınman için sana sunarken fırsat,

On dördüne erişemeden biter saltanat.

Kalbinin güz odaları giyinse de kat ve kat,

Öldürgen çiçeği dehlizlerde çok rahat,

Süsleyecektir yalnızlığı sanki abıhayat.

İmgeler ağır, simgeler tokat!

İmgeler donuk, simgeler hasat!

 

Sevinçten haykırır eşini bulan bülbül.

Sonbahar maskesinde üzse de eylül,

Sadakate nişan olsun rengârenk sümbül.

 

İmgeler perişan, simgeler gönül!

İmgeler noksan, simgeler mutsuz!

İmgeler ağır, simgeler tokat!

İmgeler donuk, simgeler hasat!

İmgeler perişan, simgeler gönül!

Ve artık..., Okan Emanet

 



Şarkıyı dinlemek için


Uzamış saçlarımın arasındaki beyaz,

Fener misali kim dost, kim kurnaz?

Akşamın esintileriyle sallanırken biraz,

Kırık ruhlar gibi sözünden caymaz.

 

Ve artık...

Ben ve grileşen dünyam tanık,

Alacakaranlık ışığında baktık...

İyi niyetinden kaybeden mantık...

Hepsini umarsız bulutlara astık.

Gurur yüklü yalanlar sahnede alkışla,

Sahte güllere benzeyen nice bakışla,

Pek yakında solup gidecek satırlarda barışla,

Başkalarına gösterdiğin şefkatle kendini bağışla!

 

Ve artık...

Kitaplarda kurgudur fedakârlık...

İçine gözyaşı damlaları kattık...

Bilinmezliğin enlerine battık...

Oysa ki ihtiyar balıkçı gibi yaşlanacaktık.


Saturday, 10 May 2025

Suskunluğum çok şey anlatır - 2, Okan Emanet

 


Şarkıyı dinlemek için tıklayın


Say ki, demli çay gölgesinde; nemli söylem,

Telafisi yoktur soğuk sohbetin; safi elem!

Tekrar tekrar başa sardığım şarkılar matem.

Buğusunda dertleşirken; özleminde erdem,

Derinden yaralansam da, suskunluğum merhem.

Görüyorsun ya! Suskunluğum çok şey anlatır.

 

Sözcük kuyusunda tek ses: hep dırdır...

Dingin senfoniler gibi benim sessiz çadır.

‘Çık küçük dünyandan’ diyene cevabım: hayır.

Tabii ki suskunluğum çok şey anlatır.

 

Konuştuklarımı dinlemek apayrı vasıf,

Sanırsan kendi söylemlerini birinci sınıf,

Sürdüreceğin hayat kalacaktır hep zayıf.

Nereye kadar gider bu anlamsız keyif?

Aç gözünü! Suskunluğum çok şey anlatır.

 

‘Dikkat çekmek benim derdim’ ne güzel infaz!

Oysa ki, hayatımın kucağında hep bu enkaz...

İşine gelmeyene her daim etsen de itiraz,

Kalpleri mühürlü onların; tek bir gonca bile açmaz!

Sesim kısıldı. Suskunluğum çok şey anlatır...








Suskunluğum çok şey anlatır - 1, Okan Emanet




 Şarkıyı dinlemek için tıklayın

Ne güne eş olabildim, ne de sana.

Akıl kararmış anlarda, tabii anlayana,

Suskun esintiler gibi narin toprak ana,

En derin sözler bile bir o yana bir bu yana...

‘Kime neyi anlatıyorum?’ dersin, sorana...

Suskunluğum çok şey anlatır...

 

Anlamayana ayna olsan da görmezsin hatır;

Küstüm çiçeği bile dile gelir satır satır

Ama benim suskunluğum çok şey anlatır.

 

Eşyanın tabiatında gizler var; okunsun!

Nasılsa sen akıp giden zamana mecbursun.

Destan yazsın diller, hep onunla avunsun!

Ne çare, dil ve edebiyat kaygılı ve suskun.

Suskunluğum çok şey anlatır...

 

Kavram zengini hislerin verince ifade,

Sınır koymadan betimlersin dağarcığını.

Yolda kardeş değilsen, sözler de geri iade.

Suskun kalmak ise gösterebileceğin tek irade!

Susturabilirsen söylemlerini bu gayede;

Göreceksin gerçek sözlerin çoğaldığını.

Bu yüzden suskunluğum çok şey anlatır.




Saturday, 3 May 2025

It is you; by Okan Emanet

 



Composed by AI SUNO


The person who may have broken your will is you;

It is apparently you who were blackened out of the blue.

It is with sheer determination that you may well rise;

What you need to do is form sincere ties;

All you are obliged to do is to know to improvise;

The day when passer-bys attempt to ostracize Is not on Sunday; It is on doomsday…

The thing that emerges by heart is hope in full feather;

What you loathe is being at the end of your tether.

It is to call it a day that you wear a gleeful smile;

It is likely that you encounter heartbreaking tile;

The reasons they are bound to do so are compelling;

What happens in fact is that their number lives imminent swelling

What you can tell is to open your eyes first and foremost!!!

It is you....

It is you....

It is you....

Be self-sufficient

Be self-confident

 

What you can tell is to open your eyes first and foremost!!!

Thursday, 1 May 2025

Zanaatkârın Bağrı, Okan Emanet


Composed by AI SUNO

Hasretin kokusu, vuslat rengi veya kırmızı,

Kendini kandırarak geçirdiğin günlerdeki sızı.

 

Hançerlerle bezenmiş zanaatkârın bağrı,

Yalan yağmurlarında yürürken gelen ağrı,

Yıldırım düşerken gelen nağmelerdeki çağrı,

Aklından geçenler kalbine batıyor günaşırı.

Uyku, ruhunla tanışıyor; düşünceler kapı dışarı.

 

Etrafını aydınlatmak için yanan mum: gönül eri;

Anıların sanki masal; tanıdıklarınsa peri,

Mazide kalan kötüler bile sözünün eri.

Çağımızın fenaları dökerken alın teri,

Bize düşen sadece kırmızılar içinde deri.

 

Bakarken fotoğraflara, iki gözün iki çeşme,

Gel de hatıra denizinde sızılarını deşme!

 

Yalnızlık; meleklerin su verdiği bir kök,

Zifiri karanlık geceler; nafile içini dök.

Son bir gayretle uyan sabaha; bu hissi sök!




Saturday, 19 April 2025

Perde, Okan Emanet




Composed by AI Suno

Beklenmedik anda, ruhunda açılınca pencere,

Nefesin sıkışır; acı ve sancısında cendere.

Hayatında sana biçilen rol; sahne ve perde,

Söyleyemediklerin yaşar seninle; hep içerde.

Kalbinin sokakları gam içinde; aynı yerde,

Bırakıp gidemezsin uzaklara; umut var serde.

Geçip giden her gün muamma; ne var ki elde?


Perde inmiş gözlerde ararsın mana ve cümle;

Koskoca duvarlar yürür üzerine, zulümle.

Sanki yok olacak ikilemler, yazsam var gücümle,

Dert ortağı nehirleri ikna etsem tek sözümle.


Hayat bir okyanus; sen ise bir nokta,

Perdeli ayaklar büyütüyor seni adeta.

Boğazında düğüm bu yollar, boynunda yafta,

Zaman mesafedir; ister yıl olsun ister hafta.

Kızarsın çaresizliğine; hatta olursun hasta,

Yine de çekersin perdelerini; siner dünyana lavanta.

Sunday, 30 March 2025

Emek; Hayal Kırıklığı, Okan Emanet

 


Composed by AI SUNO

Emek; Hayal Kırıklığı

 

Nakış nakış işlenen emek, görmez hürmet,

Kalbinden dökülen tek dua; ya kısmet!

Ömür dediğin bir limana ulaşmaksa şayet

Ayağa kalk diyor sana, adsız bir kuvvet

Beş para etmeyen emek; nerelerde kıymet?

 

Yılların beşiğinde yeşerttiğim emek,

Her bir anında umutlar ilmek ilmek…

 

Mahzendeki ışık için çırpınışlar bir defa,

Doğmayacak güneş gibi bindir cefa,

Dudaklar zikretmeyecektir bir vefa;

İşte tam da burada kırıktır hayaller;

Yenilerine yer açmadan, elveda!

 

Hapsolmuş dualar, adımlarken avluda,

Gün doğumunda emekler, koşarken umuda,

Her yanım beşer, akıllar para pulda,

Nafile balık avlıyor emekler; bulanık suda.

 

Yılların beşiğinde yeşerttiğim emek,

Her bir anında umutlar ilmek ilmek…




Saturday, 29 March 2025

Mucize tohum, Okan Emanet

 


Composed by AI SUNO

Mucize tohum

Yerini yurdunu kurmuş iken bir ocakta,

altını üstüne çevirdiler yuvasını oracıkta,

kiremitler ördüler can yüzüne o sokakta,

çok derinden gelen mucize tohum doğmakta;

tebessüm gözlerde, ya kulübede ya da konakta.


Küçücük aralıktan sızan mucize tohum;

çaresiz yalnızlığa sarılmış, ışıktan mahrum.

Ser verip sır vermeyen esintilere mahkum,

ayna gibi kendinden pay biçen duygum...

"El değmemiş toprak örtüsünde diğer yarım."


Dağları devirip gelişen fidan,

ruhunda asla dinmeyen isyan,

sözcükleri dans ettiren lisan,

meydan okuyan dillerde zindan.


Dallarında sır küpü meyve...

Beni benden alan amansız zirve...




Saturday, 22 March 2025

Manzara, Okan Emanet

 Manzara


Composed by AI Suno

Göz yaşı pınarları arasında ateş yakan Ankara;

Kucağında mermer taneleri besleyen Marmara,

İki yurt arasında kalmış gönül, koşarken huzura;

Koparacaktır, melteme dönmüş yüreğim yaygara.

Serin iken sert; hafif iken dert, bu macera

Kapattığım anda gözlerimde, günü yitirmiş manzara.

 

Başı aşk, sonu mabet bu çağ;

Üst üste konmuş nefes, bu dağ;

Erişeceğim ya ölü ya da sağ!

 

Ağlayacağın kadar ağla;

Yağabileceğin kadar yağ;

İşte budur, değişmeyen manzara…

 

Bağı çözülmüş duygular…

Her nabzında seni sınar…

İstemeyeceğin kadar…

 

Ve artık sözler, yitip giden gençliğime ağıt;

Manzaramda sağa sola savrulan kâğıt,

Dillerimde tek dua: Gözümdeki ‘seni’ dağıt…